“ GEÇMİŞTE VE GÜNÜMÜZDE  FAS ”

konulu Konferanslar için düzenlenen

Broşüre yazılan  ÖNSÖZ

Yıl:  1 9 9 1

On beş kurucu üyenin girişimi ve Fas Krallığı Ankara Büyükelçisi Ekselans

Boubker CHERKAOUI’nin nazik desteği ile Türk-Fas halkları arasında mevcut iyi ilişkilerin pekiştirilmesine,iki ülke arasında ticari,iktisadi,kültürel ve turistik faaliyetlerin geliştiril -mesine ve iki ülke insanlarının birbirlerini tanımalarına katkıda bulunmak amaciyle 1987 yılında kurulmuş bulunan Derneğimiz film,konferans, sergi ve gezi gibi kültürel etkinliklerini sürdürmektedir.

Bu etkinlikler çerçevesinde üyelerimizin ve davetlilerin iştiraki ile 1990 yılında

FAS’ ı tanıtıcı mahiyette düzenlenen konferans ve panel’lerdeki konuşma metinlerinin derlenerek mütevazi bir yayın haline getirilmesi Dernek Yönetim Kurulumuzca kararlaştırıl – mıştır.

Tarihi çağlardanberi Türkiye ile FAS arasındaki ilişkilerin daima mükemmel olduğunu görmekteyiz.Bu iki müslüman ve dost ülke arasında benzerlikler mevcuttur. Gerçekten Akdeniz’in batı ve doğu bölgelerinde yer alan bu iki kardeş ülkeden FAS, Avrupa ile Afrika arasında ve Türkiye ise Avrupa ile Orta-Doğu ve Asya ülkeleri arasında birer köprü

görevi yapmaktadırlar. Bu coğrafi konum yanında iklim,halkların örf ve âdetleri ve yaşam tarzları bakımından da benzerlikler vardır. Keza bu iki ülkenin siyaset ve ekonomileri de Batı’ya dönüktür.

Tüm bu faktörler iki ülkeyi birbirine yaklaştıran nedenlerdir. Çağımızın tekno- lojik gelişmesi uzak mesafeleri artık yakınlaştırdığına göre yakın gelecekte ulaşım, turizm,

kültür, ticaret v.s. etkinliklerle Türk ve Fas halklarının birbirlerini daha fazla tanıma olanak- larını bulacaklarına inanmaktayız.

Öte yandan bu amaçlar doğrultusunda hizmet yapmak üzere Fas’ta da benzeri bir derneğin kurulup faaliyete geçmesini gönülden dilemekteyiz.

Bu vesileyle yeni ve kalıcı bir aktivite olarak Orman Genel Müdürlüğü ile işbirliği halinde Ankara’ya 35 Km. mesafede Ayaş yolu üzerinde FAS Kralı II. Hassan adına iki ülke arasında dostluk ve sevgi sembolü olarak bir Hâtıra Ormanı kurulduğunu duyurmak – tan mutluyuz.

Konferans münasebetiyle konuşma yapan ve bize değerli bildirilerini veren Ankara Hacettepe Üniversitesi eski öğretim üyesi Sn. Prof.Dr. Ercüment KURAN,  Fas

Kraliyeti Büyükelçiliği Müsteşarı Sn.Haddou ESAADI ve Musul Üniversitesi eski Rektörü

Sn.Sait KETENE’ ye ve Fas Hâtıra Ormanı kuruluşuna yardımcı olanlara sonsuz teşekkürle-

rimizi  sunarız.  Nisan 1991          Saygılarımızla..

Fas Dostluk ve Kültür Derneği

Yönetim Kurulu adına

Başkan

Cahit YÜRÜKER

Başkan Yrd.                Genel Sekreter                  Muhasip Üye                             Üye

Dr.Lütfi DOĞAN        Burhan APAYDIN           Dr.Eşref YAMAK        Prof.Dr.Said KETENE

Üye                                     Üye

Doç.Dr.Ergüzer BİNGÖL            Fügen ÜNVER

GEÇMİŞTE  FAS KONULU KONFERANS

Yıl: 1990                                                  Konuşmacı:

Prof.Dr.Ercüment KURAN

Fas Afrika kıtasının kuzey batısında Magrib denilen bölgededir.Akdeniz ile Atlas Okyanusu arasında uzanan bu ülkeyi Atlas dağları güney-batı ve kuzey-doğu yönünde ikiye

böler. Fas’ın doğu ve güneyini Büyük Sahra kaplar. Fas, Cebelitarık boğaziyle Avrupa kıtasından ayrılır. Söz konusu ülke eski Paleolitik çağdanberi iskân olunmuştur.Arkeolojik

kazılarda bulunan taş aletler bunu ispatlar.En eski halk Berberilerdir. Islâm çağında Fas’a Araplar gelmiş ve ülke giderek araplaşmıştır. Fas’ın nüfusu 1983’te 23 milyona yakındı.

M.Ö.VII.yüzyılda Fas kıyılarına Fenikeliler gelerek orada ticaret kolonileri kurmuşlar,

onları daha sonra Kartacalılar takip etmiştir.MÖ.33’te Fas, Roma hakimiyetine girmiştir.

MS.III.yy. sonuna kadar bir Roma eyaleti halinde yönetilen ülkede Hıristiyanlık yayılmış ve

429’da Vandallar Cebelitarık yoluyla gelerek Fas’ı istilâ etmişlerdir.Ancak ülkede kalıcı iz bırakan islâmiyet olmuştur.Gerçekten Hz.Mohammed ahfadından Idrisi’lerin VII.yy.da doğu-

dan gelmeleriyle Berberi kabileler islâmiyeti kabul etmişlerdir.XI.yy.da Murabıtların Fas’a

hakim olmaları üzerine kısa sürede Ispanya, Magrib ve Büyük Sahrada geniş bir imparatorluk kurulmuştur.Mutaassıp olan Murabıtlar din gayretiyle savaşıyorlardı. Onların yerini ertesi yüzyılda Muvahidin devleti almış ve Fas tarihinin en parlak çağını bu hanedan zamanında yaşamıştır.Nitekim günümüze kadar gelen mimari eserleri Muvahidin devrinde medeniyetin ne derecede ilerlemiş olduğunu gösterir.

Iber yarımadası ve Magrib’de gelişen islâmiyet Kastilya Kralı VIII.Alfons’un Endülüs müslümanlarına karşı 1212 Temmuzunda Las Navas’ta kazandığı zaferden sonra gerilemiştir.

Böylece Reconquista yani hıristiyanların Ispanya ve Portekiz’i müslümanlardan geri alma hareketi başlamıştır.

Muvahidin devleti 1260’ta Merini’ler tarafından yıkılmıştır.Bunlar Atlas dağlarının yaylâlarında yaşayan Berberilerdi.XVI.yy.a kadar ülkeyi yönetmişler ve 1510’da hakimiyeti Büyük sahradan gelen Wattasi hanedanına bırakmışlardır. Bu arada Ispanyada hıristiyanlar

son Endülüs Emirliğinin merkezi Gırnata (Granada)yı 1492’de zaptederek Reconquista’yı tamamlamışlar ve saldırılarını Afrika kıtasında sürdürmüşlerdir.Portekizliler Cebelitarık kıyı- sında bulunan Ceuta’yı daha 1415’te işgal ettikten sonra 1471’de Atlas Okyanusu kıyısındaki Tanca’yı ele geçirmişlerdi.Ispanyollar da 1497’de Fas’ın Akdeniz limanı Melilla’ya girdiler.

Wattasi hükümdarları Portekiz saldırılarına karşı ülkeyi savunmaya gayret göstermiş- lerse de yeteri kadar başarılı olamamışlardır. Saadi hanedanının kurucusu Mohammed Es Şeyh 1554’te Fez şehrine hakim olmak suretiyle Wattasi devrine son verdi ve Fas’ı Portekiz

istilâsından kurtardı.1578’de Portekizlilerle yaptığı Vadi-üs-Sebil muharebesinde şehit düşen kardeşi Abdülmelik yerine tahta çıkan Ahmed El-Mansur XX.yy.başına kadar Fas’ta yürür –

lükte kalacak idare teşkilâtını kurdu.Onun 1603’te ölümünün ardından patlak veren iç karışıklıklar Alevi hanedanının 1666’da Fas’a hakim olmasiyle sona erdi.Zorla hıristiyan -laştırılan müslümanlar olan Marisko’lar XVII.yy.başlarında Ispanya’dan kovulunca Saadi hükümdarı Moulay Zidan onların bir bölümünü Fas’a yerleştirdi.

Hz.Mohammed’in torunu Hz.Hasan’ın hafidleri Filali Şeriflerinden olan Aleviler günümüze kadar Fas’ı yönetmişlerdir.1672 ve 1727 arasında hüküm süren Moulay Ismail 1519’dan beri doğudaki Batı Cezayir bölgesine hakim olan Türkler ile mücadelede ün kazanmıştır.Fas’ın başlıca gelir kaynağını Akdeniz ve Atlas Okyanusunda korsanlık sağlıyordu.  Ancak Avrupa devletlerinin güçlenmesi sonunda XVIII.yy.da korsanlık önemini kaybetmiş,buna karşılık denizaşırı ticaret artmıştır. Ne var ki bu yüzyıldan itibaren Fas gerilemiştir.

Fransızların 1830’da Cezayir’i ele geçirmesinden sonra Fransa’nın nüfuzu Magrib’de ve bu

arada Fas’ta kuvvetlenmiştir.

Moulay Abderrahman Fransızlara karşı ayaklanan Cezayirli Emir Abdulkadir’i desteklemişse de Emir’in 1847’de teslim olmasını önleyememiştir.Bir süre Fransada esir kalan Emir serbest bırakılınca Osmanlı devletine sığınmış ve 1883’te Şam’da ölmüştür.

Ispanyollar XVIII. Ve XIX.yy.larda Fas’ın Akdeniz ve Atlas Okyanusu kıyılarında bulunan birçok limanını işgal etmişlerdir.Ingilizler de 1704’te Cebelitarık’a yerleştikten sonra nüfuzlarını Magribde yaymışlar ve Fas Sultanını Ispanya’ya karşı koruyarak 1856’da ticari imtiyazlar sağlamışlardır.Görüldüğü gibi Fas yavaş yavaş Batı emperyalizminin ağına düşmekteydi.Nitekim Avrupa devletleri 16.01.1906’da toplanan Algeziras Konferansında Fas’ın iktisadi bakımdan milletlerarası kontrol altına alınmasını kararlaştırmışlardır.Konferans

bu ülkede Fransa ve Ispanyaya üstünlük tanımış olduğundan Ispanya 1909’da kuzeydeki Rif bölgesine asker çıkarıp Melilla işgal bölgesini genişletti.Iki yıl sonra Fransa, hanedan arasındaki taht kavgalarından faydalanarak Fez şehrine kuvvet gönderdi. Ardından Fransa ile

Fas Sultanı arasında 30 Mart 1912 tarihli Fez anlaşması imzalandı. Böylece ülke Fransız himayesi altına girdi.

I.Dünya savaşı ertesinde 1921 yılında Ispanya işgalindeki Rif’te Emir Abdelkerim’in ayaklanması islâm aleminde heyecan uyandırdı.Emir askeri başarılar kazanarak hakim olduğu

topraklarda bağımsız bir yönetim kurdu.Fakat Ispanyol ve Fransız ordularının işbirliği yapması sonunda yenilince 1926’da ayaklanma bastırıldı.Diğer taraftan Tanca ve yöresi 1923’te milletlerarası bölge haline sokuldu.

Fas 44 yıl Fransız himayesinde kalmıştır.Bu müddet içinde ülke iktisaden gelişmiştir.

Hususiyle Mareşal Lyautey’in 1912’den 1925’e kadar süren genel valiliğinde yol, demiryolu,limanlar inşa edilmiş,Casablanca ile Rabat ticaret ve sanayi merkezleri olmuştur. 1930’larda Avrupalı göçmenlerin Fas’a gelişinden sonra ziraat hızla gelişmiştir.

Fransa’nın II.Dünya savaşından sonra güç kaybederek çıkması diğer Magrib ülkelerinde olduğu gibi Fas’ta da bağımsızlık taraftarlarını ümitlendirdi.Çoğu Fransız okullarında yetişmiş olan milliyetçiler daha 1943 yılında Allal-El-Fassi önderliğinde “Istiklâl Partisi”ni kurmuşlardı. 1927’de Fas sultanı olan V.Mohammed milliyetçilik hareketini destekledi.Fransız hükümeti çeşitli yollara başvurarak bağımsızlık cereyanını ezmeyi denedi.

Fas’lı milliyetçiler baskılara direndiler. Sonunda Fransa 1952 Aralık ayında Istiklâl Partisi yöneticilerini tutukladıve Ağustos 1953’te V.Mohammed’i  Madagaskar’a sürgüne gönderdi.

1954 Kasm’ında Fransaya karşı Cezayirde ayaklanma başlayınca bunun Fas’ta da etkisi görüldü. 1952’denberi de Tunus’da Kurtuluş Ordusu bağımsızlık için gerilla savaşı sürdürüyordu. Fas’lı mücahitler 1955 Ekim’inde Fransız askeri birliklerine ülkenin kuzey bölgesinde saldırdılar.

Benzer hareketler doğuda da vukua geldi.Çeşitli cephelerde birden savaşamıyacağını anlayan Fransız hükümeti bütün kuvvetini Cezayir ayaklanmasını bastırmakta kullanmak maksadiyle Tunus’lu milliyetçi önder Bourguiba ile 1955 yazında anlaşmış ve Tunus’a özerklik vermişti.Ardından Fransızlar V.Mohammed’i sürgünde bulunduğu Madagaskar’dan geri getirdiler.

Yapılan görüşmeler sonunda 6 Kasım 1955’te Fas’ın bağımsızlığını ilke olarak tanıyan

La celle Saint Cloud beyannamesi yayınlandı ve on gün sonra da Sultan ülkesine dönüyor ve

halk tarafından coşkuyla karşılanıyordu.

Fransa Fez Andlaşmasının yürürlükten kalktığını 2 Mart 1956’da resmen açıkladı.Bununla birlikte Fransız kuvvetleri 1961 ilkbaharına kadar ülkede kaldılar.

Ispanya da Fas’ın bağımsızlığını 1956 Nisan’ında tanıdı.Ayni yılın Ekim’inde Tanca’nın milletlerarası statüsü sona erdirildi.1950 yılının sonunda Fransanın izniyle Fas’ta kurulan Amerikan üsleri ise 1964 başına kadar faaliyette kalacaklardır.(2)                                                         Bağımsızlığa kavuşan Fas 1956 yılında Birleşmiş Milletler Teşkilâtına üye oldu. 1958’de de Arap Birliğine katıldı. Fas V.Mohammed’in yönetiminde çağdaş bir devlet olma yolunda ciddi atılımlara girişti.Sultan 1957 Ağustosunda  Kral unvanını aldı.Ülkede meşruti idareyi gerçekleştirmek için hükümette kralcılar yanında muhaliflere de yer verildi. Lâkin istikrar bir türlü sağlanamadı.Istiklâl Partisi 1959 başında ikiye bölündü ve partiden ayrılanlar

Eylûlde “Halk Güçleri Milli Birliği”ni (Union Nationale des Forces Populaires) kurdular. İşçi

Sendikaları ayrıca siyasi faaliyete giriştiler.

1961 Şubat sonlarında V.Mohammed öldü. Oğlu II.Hassan 3 Mart 1961’de tahta çıktı.Babası gibi meşrutiyet taraftarı olan genç kral hazırlattığı Anayasa’yı 1962 Aralığında halk oyuna sundu.Çift meclisli parlamento için 1963 Mayıs’ında seçimler yapıldı.Fakat müesseselerin aşırı politizasyonu ülkede huzuru bozdu.Bunun başlıca sorumluları öğrenciler ve sendikalardı.II.Hasan istikrarı sağlamak gayesiyle 1965 Haziranında sıkı Yönetim ilân etti.

yabancı kuruluşları millileştirerek ve köylülere toprak dağıtarak halkı kendine bağladı.Tek meclisli parlamento esasına dayanan yeni Anayasa’yı 1970 Temmuzunda referandumla halka kabul ettirdikten sonra seçimler yapıldı. İç barış yine de sağlanamayınca ülke şartlarına daha uygun bir Anayasa 1972 Mart’ında ilân olundu. Ancak seçimler 1977 Haziran’ına kadar ertelendi.Demokrasi esaslarını krallık haklariyla bağdaştıran bu Anayasa sayesinde Fas, sosyal ve ekonomik kalkınmayı gerçekleştirecek hükümetlere sahip olmuştur.(3)

Bundan başka II.Hasan Fas’ın milli bütünlüğünü pekiştiren bir siyaset gütmüştür.Fransızlar zamanında ülkeyi Cezayir’den ayıran güney sınırı belirlenmemiş olduğundan Fas hükümeti üzerinde hak iddia ettiği Hassi Beida’ya 1962 yazında kuvvet göndererek bölgeyi işgal etti.Cezayirlilerin 1963 sonbaharında yaptıkları karşı saldırı da püskürtüldü.Anlaşmazlık 1963 Eylûlundanberi Fas’ın üye olduğu Afrika Birliği Teşkilâtının

arabuluculuğuyla 1964 Şubat’ında çözümlendi.

II.Hasan 1966 Ekim’inde de Batı Sahra meselesini Birleşmiş Milletler Teşkilâtına götürdü.Burası 1884’tenberi Ispanya’nın işgali altındaydı.Fas, Batı sahranın anavatanla birleşmesini istiyordu.Bölgede nüfus azdı.fakat zengin fosfat madenleri bulunduğundan ekonomik önemi büyüktü.Mesele uzun müddet sürüncemede kaldı. Sonunda Birleşmiş Milletler 16 Ekim 1975 günkü oturumunda Batı Sahrada self determinasyona gidilmesini

kararlaştırdı. II.Hasan Fas’lıları milli dava etrafında birleştirecek bir yürüyüş düzenledi.

“Yeşil Yürüyüş” olarak adlandırılan harekete 350 bin Fas’lı ellerinde bayraklar ve kuranlar olduğu halde katıldılar ve sınırı aşıp 19 kilometre ilerlediler.

Hareketin etkisi hemen görüldü.Ispanyol hükümeti konuyla ilgili Fas ve Moritanya

temsilcilerini davet ederek14 Kasım 1975’te Madrid Andlaşmasını imzaladı.Anlaşma gere-

ğince Ispanya 1976 Şubat’ına kadar Batı Sahra’yı boşaltacak ve bölge Fas ile Moritanya arasında paylaşılacaktı.

Ancak Cezayir karara şiddetle tepki gösterdi ve 1973 Mayıs’ında Batı Sahra’nın bağımsızlığı için kurulmuş olan Polisario cephesini destekledi.Bu durumda Fas kuvvetleri

11Aralık 1975’te Batı sahraya girdiler ve bölgenin merkezi El-Ayun’u ele geçirdiler.Poli-

sario gerillaları da Cezayirde topraklarına çekildiler.Onlarla birlikte sivil halktan60 bin kadar kişi bölgeyi terketti.26 Şubat 1976’da Batı sahrada Ispanyol hakimiyeti sona erdi. Ertesi gün

Cezayirde”Sahravi Arap Demokratik Cumhuriyeti” kuruldu.Cezayir’in silâhlandırdığı geril-

lalar Fas topraklarına saldırılarını artırdılar.Bu ise Fas’ın komşu devletle 1976 Mart’ında dip-

lomatik ilişkilerini kesmesine sebep oldu.Savaş taraflar için yıpratıcıydı.Nitekim Moritanya

1979 Ağustusunda Batı sahradaki taleplerinden vazgeçmek zorunda kaldı.Fas bölgede 600 km

uzunluğunda bir savunma hattı inşa ederek Polisario gerillalarına karşı savaşı sürdürdü.(4)

Batı sahra mücadelesinde Fas zamanla üstünlük kazanmıştır.Cezayir Devlet Başkanı Bencedit 7 Şubat 1988’de Fas’ı resmen ziyaret etmiş ve iki komşu ülke arasında dostluk

yeniden kurulmuştur.                                                   Ankara, 23 Mart 1990

 

GÜNÜMÜZDE FAS konulu Konferans

 

Konuşmacı:

Ankara,23.03.1990 Haddou ESAADI

Fas Büyükelçiliği Müstaşarı

 

Ekselansları, Bayanlar, Baylar ,

Herşeyden evvel Fas Krallığı Büyükelçisi Boubker CHERKAOUI adına ve kendi adıma Türk-Fas Dostluk ve Kültür Deneği Başkanı Mr.Cahit YÜRÜKER’e ve

Dernek Yönetim Kurulu üyelerine “Geçmişte ve Günümüzde Fas” gibi önemli olduğu kadar vuzuha kavuşturucu,öğretici bir tema üzerine bu konferansı düzenlemeye önayak olmaları nedeniyle teşekkür etmek isterim.

Konuşmamı 1961’den günümüze kadar olan dönemle,bir başka ifadeyle 3 Mart

1961’de Kral II.Hasan’nın tahta çıkışından itibaren olan dönemle sınırlandırmak istiyorum.

Bu dönemde Fas, barış içinde ve kararlı bir şekilde bütün alanları etkileyen muhteşem bir eser tamamlamıştır.Bu eseri ayrıntılariyle listelemeyi ve anlatmayı istemek çok iddialı olurdu.

Biz sadece sosyal alanda eğitim düzeyinde mesleki yetiştirme,kadro,sağlık,iş, konut ve kültür konularında öncü hareketlere teşebbüs edidiğini söyleyeceğiz.Bu gerçekleş -tirmelerin önemi rakamlarla olduğu gibi olaylarla da ortaya çıkmaktadır.

Örneğin,eğitim konusunda işleme konulan politika okuma-yazma bilmeyelerin oranını 25 yılda yaklaşık % 30 düşürdü. Ayni şekilde kadroların oluşturulması olağanüstü bir gelişme gösterdi.Günümüzde bu işlem 26 Enstitü ve Yüksek Okul tarafından yapılmaktadır. Bu kuruluşların sayısı 1960 yılında sadece 3 idi.

Halk sağlığı konusu da ülkenin sağlık alt yapısının iyileştirilmesine paralel olarak sağlık kadrosu eğitimi suretiyle gelişmeler göstermiştir. 1960’da 1028 doktora karşılık günümüzde 4 000 doktor mesleğini icra etmektedir.Hastanelerin sayısına gelince 1960 yılında 36’dan 1987 yılında 90’ın üzerinde hastaneye ulaşılmıştır.

Sağlık,eğitim alanlarında ve mesleki yetiştirmede Fas kadını kendisine eğitim ve iş kapılarını açan avantajlardan ve ayni şekilde aile planlaması programlarından yararlanmıştır.Ekonomide yaşam düzeyini belirtici olan kişi başına düşen ortalama milli gelir 1987’de 8 000 DH (Dirham) (1) olmasına karşın 1960’da bu rakam 819 idi. Yatırımların oranı

60’lı yıllarda % 10 ilâ 15 arasında oynarken 1987’de % 20’ye ulaşmıştır.

Ortaya konan gayretler tüm sektörleri etkilemiştir. Tarım,gıda üretimi açısın -dan ülkenin kendi kendine yeterli olması ve ithalatı geliştirmeyi hedefleyen ekonomik ve sosyal planların her zaman önceliklerinden biri olmuştur. Bu çerçevede 1987 yılında Fas, 2000 yılına kadar her yıl bir baraj inşa etmeyi kararlaştırmıştır.Günümüzde sulanabilir arazi miktarı 846 000 hektara ulaşmıştır. Bu da 2000 yılı için öngörülen sulanan arazinin % 85’idir.

Bunun dışında Fas’ın sanayileşmesi izlenmeye değer bir sıçrama göstermiştir.

1976 yılında bir başka deyimle Krallığa Batı Sahrayı tekrar kazandıran muzaffer “Yeşil Yürüyüş” ten hemen sonra bir kadro yasası oylanmıştır. Bu yasa halkın yararına ekonomik ve sosyal alanlar da dahil olmak üzere beldelere (bucaklara) çok geniş yetkiler vermiştir.

Ayrıca 1970- 1980 yıllarını belirleyen konjonktürel ve yapısal değişmeler gele-

neksel planlama sistemlerinin güvenirliliğini sona erdirmiş ve bu nedenle Fas, 1988-1992 dönemi için ekonomik ve sosyal gelişimini yönlendirme planı çerçevesinde yeni bir planlama konseptini uygulamaya koymuştur.

. / . .

– 2 –

Planlamada bu yeni görüş, kaynakların rasyonel kullanımına kesin kararlı bir yönetime ve ayni zamanda Krallığın farklı bölgeleri ve gelişmenin çeşitli öğelerinin katılımı ve yoğunlaşmasının derinleştirilmesine ulaşmayı sağlamaktadır. Bu nedenledir ki bu planın hedefleri Yeni Fas’ın yapılaşmasında önemli bir aşama oluşturmaktadır.

Yeni Fas, barış, işbirliği, dostluk ve ayni zamanda özgürlük, enerji ve sağlamlık Fas’ıdır.

Herşeyden önce” Barış Fas’ı” deyimi özgürlüğün inatçı savunucusu bizim saygıdeğer yüce Hükümdarımızın sık sık “Bir Kral için barıştan daha yüksek bir ihtiras olamaz” sözünü hatırlatmaktadır.

Ayni zamanda işbirliği ve dostluk ülkesi olan ve 14 asırlık tarihin ağırlığını taşıyan Fas, bir uluslararsı sentez ve ışık ülkesidir. Dostluklarına sadık ve taahhütlerine bağlı

bulunan Fas, gelişmekte olan ülkeler ve hakkaniyete dayanan uluslararsı yeni bir düzen için evrensel vicdanın artık uyanması gereklilğine durmadan çağrılar yapmaktadır.

Fas son olarak bir özgürlük , enerji ve sağlamlık ülkesidir. Fas monarşisi siyasi özgürlüğün kefilidir. Gerçekten Fas politika sisteminin temeli çok partililiktir.

Fas’ta sekizi parlamentoda temsil edilen çeşitli eğilimli 14 siyasi parti mevcuttur.Ayni zamanda teşebbüs özgürlüğü Fas’ın kalkınma çabalarına her türlü katılımı kararlı bir şekilde teşvik etmektedir.

Bu girişimle Magreb Arap Birliğinin (UMA) Marakech’te sadece doğuşunu

değil ayni zamanda onun ortak ekonomik gelişimi üzerindeki dikkate değer etkinliğini yakalamaya yaklaşması temenni edilmişti, fakat bunu ancak gelecekte izleyeceğiz.

Sizlere teşekkür ederim.

 

Yaşasın Türkiye , Yaşasın Fas..

(1) 1 DH (Dirham) = 350 000 TL

(23 Mart 1990 tarihi itibariyle) Fransızca’dan çeviri:

Dr. Ergüzel Bingöl